9 Mayıs 2009

Ulusal Egemenlik ve AB

p-010189-00-1 Soru : "Avrupa Birliği çerçevesinde, ulusal egemenlik kavramı nasıl değerlendirilmelidir?"

1789 Fransız İhtilali'nden beri ulus-devlet, demokrasi anlayışı, milliyetçilik veya ulusalcılık kavramı, bağımsızlık-özgürlük olgusu, tüm Avrupa'yı sarmıştı. 1789'dan itibaren ülkeler artık kendilerine ait bağımsız bir ulus-devlet modeli inşa etmek ve özgür bir ülkede yaşamak istiyorlardı.


Bu ihtilal, belki de, Avrupa'ya iki büyük savaş getirmiştir. Savaşların öncelikle ekonomik rekabet, uluslararası camiada daha fazla söz sahibi olmak isteme ile de ilgisi vardır. Fakat Fransız İhtilali'nin ortaya çıkardığı ulus-devlet anlayışı da savaşlarda etkin bir rol oynamıştır. Osmanlı Devleti'nin gerileme ve çöküş devrinde Balkanlarda, Arap yarımadasında, Afrika'da, Kafkaslarda yüzleşmek zorunda kaldığı şey, Fransız İhtilali'nin etkileri idi.

Fransa'da ortaya çıkıp tüm dünyayı etkileyen bu akımla, dünya artık feodal yapının sonuna geldiğini ve her halkın kendine özgü hakları, özgürlüğü ve bağımsızlığı olması gerektiğini, "acı tecrübelerle" anlamıştır. Bu "tecrübeler" ileride AB yapısını oluşturacaktır.

p-012491-00-01Birbirlerinden farklı milletin ülke olma ideası(düşüncesi), Avrupa'yı hem savaşlara hem de "toprak" anlaşmazlıklarına itmiş, Soğuk Savaş döneminde dünya "Batı-Doğu Bloğu" olarak ayrılmış, ortaya çıkan uzlaşmazlıklar ve kavgalar, Avrupa'yı ve özellikle Balkanları bölmüştür. Yakın geçmişte Balkanlarda yaşanan mezalim, aslında Avrupa'nın, gerçekten bir "birlik" olması gerektiğini göstermiştir.
Bu amaçla günümüz Avrupa'sı, geçmişte yaşanan "olaylara" karşı "erken önlem" alarak, Avrupa'nın hukuki ve uluslar-üstü olarak "kurumsallaştırmıştır".

Uluslar-üstü ile uluslararası birbirlerine benzememektedir. Uluslararası dediğimizde muhtelif ülkelerin arasında olan bir ilişkiden söz edilir. Ne var ki uluslar-üstü, hem milletleri bir araya getirir hem de bu milletlerden de üstün bir kişiliğe bürünür. Burada, uluslar-üstü kavramı, hiçbir uluslararası kurumla eşit olamaz.

Örneğin Birleşmiş Milletler, uluslararası bir kuruluştur. Aslında Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ile yola çıkan Avrupa Toplulukları da uluslararası bir örgütlenmeydi. Fakat zamanla, adalet, güvenlik ve özgürlük kavramlarının Avrupa Birliği'nde bir araya geldiğini gördük. Topluluk Müktesebatında da Avrupa Birliği, uluslar-üstü bir kurumdur denilmektedir. Bu bakımdan BM ile AB birbirlerinden çok farklı iki örgüttür. Birleşmiş Milletlerde ortak para birimi, ortak pazar olmamasına karşın, AB ortak pazar ve ortak para birimini uygular. Bu örnekleri çoğaltabiliriz.

Liberte, Egalite, Fraternite Fransa'da bulunduğum süre zarfında her ulusal kurumda; "Liberté, Egalité, Fraternité" yani "Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik" logolarını gördüm. İşte bu, Avrupa Birliği'nin temellerini oluşturan üç kavramdır aslında. Özgür bir Avrupa düşüncesi, eşitliğin her kurum ve kuruluşa, her insana, her millete verilmesi anlayışı ve Avrupa'nın "birbirimizden farklı olsak da biz "bir" ailenin bireyleriyiz" hedefi, AB'nin üzerine kurulan düşünceleridir.

Bununla birlikte, AB, her ülkenin kendi iç işleri olduğunu, AB'nin buna müdahil olamayacağını vurgulasa da, temelde, AB'ye üye olan ülkelerin AB politikalarını izlemesi ve sürdürmesi gerektiği gayri resmi olarak söylenir veya hissettirilir.

Avrupa Adalet Divanı veya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin ulusal egemenlik alanlarındaki bazı kararları da AB'nin ulus-üstü bir örgüt olduğunu ortaya çıkarır. Söz konusu kararlarda, aynen şöyle bir ifade yer alır: "AB'ye üye olan ülkeler, üye olarak, egemenlik haklarının bir bölümünü bayragin devretmişlerdir." Ortak para, ortak pazar, ortak bir Avrupa bayrağı gibi bazı politikalar, AB'ye üye her ülke tarafından kabul edilmelidir. İngiltere'de yaşanan Sterlin "kaosu" ve "AB bayrağı karşıtlığı" bu politikaların "ulusalcı hükümetleri" ne kadar "rahatsız" ettiğinin birer göstergesidir.

Türkiye'nin, "AB'ye girerek, egemenlik haklarının bazılarından vazgeçme riski" birçok uzman tarafından kaleme alınmıştır. Ne var ki aynı "risk" diğer ülkeler tarafından da dile getirilmektedir. Zira yüzyıllardır kullandıkları Franklarından, Marklarından vazgeçen ülkelerden gelen tepkiler ve eleştiriler, her gün artmaktadır.

Fakat aynı zamanda ulus, egemenlik, milliyetçilik gibi kavramlar da her zaman tartışılıyor. İki dünya savaşını "ulusalcılık" ve "egemenlik hırsı" kavramlarından çıktığını savunan birçok insan da mevcuttur ve bu kavramların değişen dünyada yeri olmaması gerektiğini dile getirirler.

Avrupa Birliği, bu tür akımlara "casus belli" yani "savaş sebebi" etiketi vermektedir. Bundan dolayı, AB, bu tür kavramların bertaraf edilmesini ve tek çatı altında, sadece AB temel alınarak ulusların birbirlerine yakınlaştırılmasını hedefler.

Gelecek yıllar, bu tür hedeflerin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini gösterecektir.