5 Mayıs 2009

Gümrük Birliği, AB ve Türkiye

d4bhmX7Iw4S4Kzt9_9LBqw (1) Soru: "Avrupa Birliği'nin sürdürülebilir kalkınma ve ekonomik entegrasyon sürecinin en önemli neticelerinden biri olarak kabul edilen Gümrük Birliği'nin amacı nedir? Türkiye, Gümrük Birliği'ne üye olarak neyi hedeflemiştir?"

Gümrük Birliği, kısaca, birliğe üye olan devletlerin, gümrüklerini kaldırmalarını, ortak gümrük tarifleri ve ortak bir dış ticaret politikası sürdürmelerini amaçlayan ve bu doğrultuda hareket eden bir Avrupa Birliği topluluğudur.

Gümrük Birliği (GB) ile hedeflenen, aslında, Avrupa Birliği'ne tam üye olan ülkelerin iktisadi anlamda entegrasyonunun (bütünleşme) sağlanmasıdır. AB'ye üye olan ülkelerin, kendi aralarında tüm gümrük tarifelerini ve politikalarını ortaklaşa kararlaştırma fikrinin bir sonucu olan GB, üretkenliğin arttırılmasını, dış alım-satımlarda karşılaşılan sorunların çözüme kavuşturulmasını ve bu amaçla, AB üyelerinin ekonomik, sosyal ve politik anlamda yakınlaştırılmasını kendine hedef olarak belirlemiş bir birliktir.

Bilindiği gibi, Avrupa, yüzyıllardır süregelen husumet ve anlaşmazlıkların çözümü amacıyla 1944'ten bu yana, ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel bir "birlik" olabilme fikriyle politikalarını oluşturmaktadır. Bu gayede, Avrupa'nın hem kültürel hem de sosyal açıdan bütünleşmesi ve yakınlaşmasını, şüphesiz, en iyi ticaret ve ekonomik atılımlar sağlayacaktı. Söz konusu bütünleşmenin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi ve uygulanması için, sosyal, kültürel ve politik entegrasyon başarılarının, mutlaka, iktisadi olarak da "taçlandırılması" gerekmekteydi. AB ülkelerinin, ekonomilerini ortak bir zeminde birleştirmeleri, Avrupa'da kalıcı bir güven, istikrar ve barış ortamının sağlanması ve korunması amacıyla oldukça önemliydi.

Üyelerin birbirlerine uyguladıkları, dış alım ve dış satım kotaları ile gümrük tarifeleri, kuşkusuz, "bütünleşmekte olan" bir Avrupa'da birtakım sıkıntılar da doğurmaktaydı. Ülkeler arası ekonomik gelişmişlik düzeylerinin birbirlerinden oldukça farklı olması da söz konusu sıkıntıların sonuçları olarak ortaya çıkmaktaydı.

Bu tür ekonomik sıkıntıları aşmanın tek yolu, Avrupa'nın, ortak bir pazar ekonomisine sahip olması, ortak para biriminin kullanılması ve gümrüklerin, her türlü dış alım ve dış satım tarifelerinin kaldırılması olarak görülmekteydi. Ülkelerin ekonomik anlamda "sırtladıkları" sorunlarla başa çıkabilmenin çaresi, gümrük vergilerinin tamamen kaldırılması ve malların serbest dolaşımının sağlanması idi. Avrupa Ekonomik Topluluğu'nda alınan kararlar ışığında, ortak pazar ekonomisinin yerleşik olmasını, üyeler arasında dış ticaret denetimlerinin azaltılması ya da ortadan kaldırılmasını, serbest ticaret bölgelerinin kurulmasını, ortak ticaret politikalarının belirlenmesini gerçekleştirmek amacıyla üye ülkeler, Gümrük Birliği Anlaşması'nı imzalamışlardır.

Y0p9UB-8yVssnYLbV5k7Vg (1) Avrupa Ekonomik Topluluğu Anlaşması, 1957 yılında imzalanıp 1958'de yürürlüğe girdikten sadece 1 yıl sonra Türkiye, AET'ye üyelik başvurusunda bulunmuştur. Bu bağlamda, birliğe üye olan devlet başkanları ve parlamenterler ile Türkiye, 1963'te Ankara Anlaşması'nı imzalayarak, Türkiye'nin AET'ye tam üye olması için yol haritası çıkarılmıştır. Hazırlık, geçiş ve son dönem olmak üzere 3'e ayrılan bu süreçte, Türkiye'nin, aynı zamanda, GB'ye de üye olması amaçlanmıştır. Nihayetinde 1995 yılında imzalanan anlaşma ile Türkiye, 1 Ocak 1996 tarihinde GB'ye üye olur.

Bu birlikle, Türkiye, AB ve EFTA ülkelerine gümrük tarife ve sınırlamalarını ortadan kaldırmıştır. Ne var ki, GB, sadece AB'ye üye ülkelerin faydasına olabilecek bir düzenleme içerdiği için Türkiye, GB'den yeterince faydalanamamaktadır.

En fazla dış ticaret yapılan ülkeler arasında, hiç kuşkusuz, AB ülkeleri gelmektedir. AB ülkeleri ile yapılan anlaşmalar ve düzenlemelerin Türk ekonomisindeki yeri ve önemi oldukça büyüktür. Dış ticaret hacmine bakılarak Türkiye-AB ilişkilerinin, Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınmayı sağlaması açısından önemli olduğu söylenebilir. İthalat ve ihracatta yaşanan olumlu gelişmeler ve AB ile atılan ortak adımların Türk ekonomisine getirisi, elbette, büyüktür.

6b6f4be3deGB Anlaşması ile Türkiye, kısa ve orta vadede birçok "iyimser" gelişmeler yaşasa da, GB'nin, ancak tam üye olan bir Türkiye'ye faydalı olabileceğini öngörmek, sanıyorum ki, yanlış olmayacaktır.

Kimi uzmanların görüşlerine göre, AB ülkelerine sağlanan "ekonomik ayrıcalık", Türkiye'de birçok alanda ciddi derogasyonlara sebebiyet vermiştir. Gümrük Birliği'nin, Türkiye'nin mevcut ekonomik durumuna katkı sağlamadığı, tam tersine, AB üyelerine birçok anlamda büyük avantajlar getirdiği de dile getirilmektedir.

Yapılması gereken ise, AB yetkilileri ile Türkiye'nin mevcut duruma uygun yeni bir yol haritası çizerek, aralarındaki ekonomik anlaşmaların yeniden gözden geçirilmesini sağlamak olmalıdır. Türkiye'nin tam üyelik yolunda ekonomik entegrasyonunu sağlayacak olan yeni bir Gümrük Birliği Anlaşması'nın üzerinde çalışılmalıdır. Ekonomik kalkınma ve dış ticaret reformlarının "güncellenmesi" hem AB hem de Türkiye'nin çıkarına olacağından, yeni bir Gümrük Birliği Anlaşması'nın üzerinde durmak gerekir.