28 Nisan 2009

Akdeniz Birliği Projesi ve Türkiye


Soru: "Özellikle son yıllarda Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy tarafından geliştirilip 44 ülkeyi kapsayan bir Akdeniz Birliği'nden bahsediliyor. Akdeniz Birliği hangi amaçla kurulmak istenmiştir? Söz konusu Birlik'te Türkiye'nin yeri ve konumu nedir?"

Akdeniz İçin Birlik(Union for the Mediterranean) ya da Akdeniz Birliği(Mediterranean Union), 13 Temmuz 2008 tarihinde Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy tarafından kurulan bir örgüttür. Daha önce geliştirilen Avrupa-Akdeniz Ortaklığı'nın son aşaması olarak kabul edilen Akdeniz Birliği'nin kuruluş amacı, "Avrupa Birliği üyeleri ile Avrupa Birliği'ne üye olmayan Akdeniz ülkelerini tek Birlik'te birleştirmek" olmuştur.

Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy tarafından yoğun olarak desteklenen Akdeniz Birliği, bazı kaynaklara göre, Avrupa Birliği'nin "ikinci çalışmasını" temsil etmektedir. AB'ye üye olan 27 ülke birinci planda tutulurken, Avrupa Birliği'nin "Avrupalılık", "Coğrafi Konum" ve "Ekonomik, politik ve sosyal" kriterlerine "yeterince ya da hiç" uymayan Kuzey Afrika, Ortadoğu ülkeleri ile Türkiye, bu Birlik'te 2. planda yer alacaktır.

Akdeniz Birliği Projesi, ilk olarak, Sarkozy'in Cumhurbaşkanlığı seçimleri kapsamında ortaya attığı bir fikirdi. Seçimlerin ardından Cumhurbaşkanı olan Sarkozy, Akdeniz Birliği için daha etkin adımlar attı. Afrika Birliği ya da Arap Birliği'ne üye olan devletlerle bir dizi müzakerelerde bulunan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Türkiye'nin de bu Birliğe üye olmasını ve Birlikte etkin bir rol oynamasını destekledi.

Afrika ülkeleri ve Türkiye tarafından "yeterince desteklenmeyen ve kabul görmeyen" Akdeniz Birliği, gelen eleştiriler ve endişeler sonrasında, şekil değiştirerek "Akdeniz İçin Birlik" adını almıştır.

Her fırsatta ve her durumda Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olmamasını savunan Fransa, Akdeniz Birliği'ni Türkiye'ye uygun görmektedir. Ayrıca bu Birlik sayesinde Kuzey Afrika ve İsrail gibi Ortadoğu ülkeleri ile "tam uyum ve ticari kalkınma" gerçekleşecektir. Avrupa Birliği'ne üye olan ülkeler tarafından desteklenen Akdeniz İçin Birlik Projesi, Türkiye'den aynı desteği ve ilgiyi görmemiştir. Bazı akademisyenler ve uzmanlar, Akdeniz Birliği Projesi'nin, Türkiye'nin hiçbir zaman AB'ye tam üye olmasını "arzulamayan" ülkeler tarafından geliştirilen bir "AB alternatifi" olduğunu belirtmektedir.

Projeyi kaleme alanlar tarafından Akdeniz Birliği Projesi, "asla AB'den ayrı" düşünülmemesi gereken ve "tek çatıda iki birlik" kavramında bir proje olarak değerlendirilmesi mümkün olan bir fikirdir. Türkiye'nin "AB sınırlarında Akdeniz Birliği için önemli bir yere sahip olması" bekleniyorken, Türkiye'nin bu projeye sıcak bakmaması, plan ve projeleri durma noktasına getirmişti. Türkiye, "kapalı kapılar ardında" yapılan "Türkiye'nin AB'ye değil Akdeniz Birliği'ne üye olmasını destekleme" yorumlarını ve değerlendirmeleri reddederek projeye girme konusunda "son ana kadar" tarafsız olma yolunu seçti. Daha sonra araya giren Fransa, Türkiye'ye "Akdeniz Birliği'nin AB'ye alınması mevzubahis olmayan ülkelere sunulan bir proje" olmadığının ve söz konusu projenin " Türkiye'nin AB'ye katılımını engellemeyeceğinin" garantisini verdi ve böylece Türk Devleti Akdeniz Birliği'ne üye oldu.

Birtakım kaynaklar, Akdeniz Birliği'nin nihai hedefinin, "AB'ye üye olması istenmeyen" ülkelerin bu Birlik'le ekonomik, politik ve sosyolojik anlamda çalışmasını öngörmek olduğunu belirtmektedir. Diğer taraftan bazı düşünürler Arap Dünyası'nda tepki ve eleştirilere uğrayan Akdeniz Birliği Projesi'nin temel ve asli hedefinin, "İsrail'in AB'ye üye olmasını sağlamaya çalıştığını" ve "büyük Avrupa ülkelerinin, Akdeniz ve özellikle Ortadoğu'daki nüfuzunu arttırmayı hedeflediğini" savunmaktadır.

Türkiye'nin, Akdeniz Birliği'ni, hem medya hem de kamuoyu düzeyinde "yeterince inandırıcı" bulmadığı aşikardır. Olası bir Avrupa Birliği üyeliği beklentileri, Akdeniz Birliği Projesi ile belki de "törpülenmek" istenmiştir.
Bu projenin mimarı Cumhurbaşkanı Sarkozy'nin ülkesi Fransa, Türkiye'nin AB'ye karşıtlığıyla ün kazanmış bir ülkedir. Türkiye'nin AB'ye "hiçbir koşul ya da durum altında" alınmamasını şiddetle savunan bir Fransa, bu projenin içini doldurmak ve projeyi meşrulaştırmak için yoğun çalışmalar yapmıştır ve halen de bu çalışmalarına devam etmektedir.

Türkiye, bazı görüşlere göre Barselona Süreci'nin devamı olarak görülen söz konusu Akdeniz Birliği'ne kesinlikle üye olmalıydı. Bu, Ortadoğu'nun ve Akdeniz ülkelerinin ikdisadi ve siyasi anlamda gelişmelerinin en önemli yoluydu. Fakat Türk kamuoyu, esasen, bu Birliğin, ülkenin AB'ye üye olmasını gölgeleyeceğini ve bunun "içi boş bir proje" olduğunu düşünmekteydi. Ne var ki Türkiye, endişelerini direkt olarak Fransa ile yaptığı müzakerelerde dile getirerek, birçok kaynağa göre Fransa'dan garanti almıştır.

Akdeniz İçin Birliğin hedefinin aslında ne olduğu, ne için tasarlandığı, neleri amaçladığı konusunda tam bir karışıklık mevcuttur. Bu, büyük bir ölçüde, Fransa tarafından sürekli yenilenen Akdeniz Birliği projesi taslağının yarattığı bir sonuçtur. Akdeniz'de bir birliğe, taslağa göre, neden Avrupa Birliği çatısında ihtiyaç duyulduğu ve ne gibi nihai hedefleri olduğu, yıllardır süregelen Fransa'nın veya Batılı ülkelerin politikalarıyla açıklanabilir. Akdeniz'de bir "nüfuz" yaratma düşüncesinin ve "bölge denetiminin" AB tarafından sürdürülmesinin Akdeniz Birliği'nin hedefleri arasında yer aldığını söylemek, herhalde, "garip" kaçmayacaktır.

İlerleyen zamanlarda, "Akdeniz İçin Birlik konseptinin" içinin doldurulacağını, her dönem bu proje ve Birlik hakkında AB'ye üye ülkelerin Türkiye ile ikili ya da çoklu müzakerelerde bulunacağını varsaymak, sanıyorum ki, yanlış olmayacaktır.

Akdeniz Birliği, Türkiye kamuoyunda, politik, sosyolojik, psikolojik ve ekonomik anlamda etraflıca tartışılması ve irdelenmesi gereken oldukça önemli bir mevzudur.