24 Nisan 2009

AB İlerleme Raporları


Soru: "Avrupa Birliği, Türkiye'ye periyodik olarak İlerleme Raporları(Progress Reports) sunmaktadır. Bunun anlamı ve kapsamı nedir? "

Avrupa Birliği, Maastricht Antlaşması ile sadece iktisadi anlamda bir birlik yerine hem ekonomik, hem sosyal hem de siyasal bir birlik olma yolunda ilerlemiştir. Bu olgu, günümüzde de, halen devam etmekte ve bunu gün geçtikçe daha da derinleştirmektedir. Bunu, tek AB Anayasa projesiyle pekiştirmek istemektedir.

Politik anlamda büyük bir güçler birliği yaratmaya çalışan AB, üye ülkelerin iç ve dış meseleleri hakkında da, ilerleme raporları(progress report), görüşler(avis) vb. gibi araçları, müzakereleri devam eden aday ülkelere düzenli olarak sunmaktadır. AB'ye aday ve tam üye müzakerelerine başlamış olan bir ülkenin, sadece dış ilişkileri ya da ekonomik gelişmeleri irdelenmemekte, aynı zamanda iç sorunlar hakkında da yorumlar ve öneriler sunulmaktadır. Aday ülkenin gelişimine göre düzenlenen ve periyodik şekilde sunulan bu raporlardaki görüş ve öneriler, aday ülkenin tam üyeliğe katılım müzakerelerine yön verir.

Avrupa Birliği, Türkiye'nin Ankara Antlaşması'nı imzalamasından itibaren düzenli aralıklarla ülkenin iç ve dış sorunlarına, ekonomik, sosyal ve politik gelişmelerine ayna tutan bir dizi raporlar hazırlamakta ve bunları Türk Hükümeti yetkilileriyle paylaşmaktadır. Hazırlanan bu raporlarda, klasik şablon, şöyle olmaktadır:

avrupa parlamentosu (1) 1) Raporlar, tıpkı bir araştırma-geliştirme departmanı yetkilileri gibi AB'li uzmanlar, Parlamenterler, Türkiye Masası Şefi ve özel olarak Türkiye ile müzakerelerden sorumlu olan Dönem Başkanları dahil birçok yetkili tarafından yazılmaktadır.

2) Raporda, temelde, Türkiye'nin, geçmiş dönem, şu anki durum ve gelecek döneme dair saptamalara yer verilir. Bu bağlamda raporlar, bir nevi, Türkiye'nin sosyal, iktisadi ve siyasi fotoğrafını çeker.

3) Rapor, geçmiş dönemdeki gelişmeleri anlatarak başlamaktadır. Klasik olarak, reformlar övülür, reformlara devam edilmesi istenir.

4) 2. bölümde, ülkenin statükosu yani mevcut durumu anlatılır. Yapılması gerekenler sıralanır. Bu bölümde, ülkenin yanlış uygulamaları, iç ve dış politikaları, ekonomik gelişmesi ve kalkınma durumu masaya yatırılır.

5) Son olarak, tavsiyeler sunulur. Gelecek dönemde yapılması istenenler madde madde sıralanır. Bir sonraki ilerleme raporuna dek bu uygulamaların tamamlanması istenir.

Görüldüğü gibi, AB, tıpkı bir Ar-Ge uzmanı gibi, aday ülkeyi hem enerjiden balıkçılığa, altyapıdan iç-dış ilişkilere uzanan geniş bir yelpazede araştırmakta hem de eksik hissedilen başlıkların ve fasılların geliştirilmesi için Türkiye'ye yol haritası çizmektedir.

Bu uygulama, AB'ye tam üyelik müzakerelerinden geçen her aday ülkeye uygulanan bir prosedürdür. Ne var ki bu raporların en kapsamlı, en detaylı ve en uzun olanları her zaman Türkiye'ye hazırlanmıştır. Bunun sosyal, ekonomik ve politik birçok nedeni vardır. Pek tabi ki, 75 milyon nüfusa ve büyük bir coğrafi konuma sahip bir Türkiye'nin müzakere süreci, nüfusu İzmir'den daha küçük olan eski Doğu Blok ülkeleri gibi kısa ve çabuk neticelenemez. Bu açıkça görülmesi ve ayrıntılı bir şekilde irdelenmesi gereken bir konudur.

Buna rağmen Türk kamuoyu, 1960'lardan beridir devam eden sancılı ve "ucu açık" bir sürecin, artık, asla tamamlanamayacağını ya da Türkiye'nin beklentilerinin "tam anlamıyla" karşılanmayacağını düşünebilmektedir. 1990'larda Türkiye, AB'ye şu andakinden daha olumlu bakmaktaydı. Süreç ilerledikçe ve AB'ye üye bazı devletlerin (Fransa örneğin) Türkiye'nin, AB'ye tam üyeliğine her zaman karşı çıkmaları ve defaatle, Türkiye'ye, sürecin "ucu açık" ve "kesin" olmadığını söyledikçe, Türk kamuoyu, normal olarak, bu gelişmelerden olumsuz etkilenmekte ve AB'ye üyelik umutlarının tükenmesine yol açmaktadır.

Türkiye, AB'nin periyodik olarak Türk Hükümeti'ne verdiği raporlar, ülkemizin, AB yolculuğu bakımından, geçmişten geleceğe ne gibi süreçler yaşayacağının fotoğrafını çekmektedir. Bu raporlar, AB ile Türkiye arasındaki ilişkilerin yorumlanmasında özenle mütalaa edilmelidir.